“Hocam, aslında yapabiliyor ama yapmıyor.” Velilerden bu cümleyi çok sık duyuyoruz. Çocuk derste soruyu çözüyor, öğretmeni sorduğunda doğru cevabı verebiliyor. Bazen evde de başarıyla çalışıyor. Fakat her gün aynı performansı göstermiyor.
Ödevin başına oturmak istemiyor, okumayı erteliyor, yazı yazması gerekince oyalanmaya başlıyor. Bazen en basit görevde bile bir yetişkinin yardımını bekliyor. Böyle durumlarda davranışı “istemiyor”, “tembellik yapıyor” ya da “sorumluluk almıyor” diye yorumlamak oldukça kolay. Kimi veliler aynı tabloyu “Çocuğum zeki ama ders çalışmıyor.” diye anlatır.
Ancak eğitim açısından asıl soru biraz farklı: Çocuk gerçekten yapmıyor mu, yoksa yapmasını zorlaştıran bir durum mu var? Çünkü bir çocuğun bir görevi zaman zaman başarıyla tamamlaması, onu her koşulda tek başına ve düzenli olarak yapabildiği anlamına gelmez. Bu rehberde “yapmıyor” görünen davranışın arkasındaki olası nedenleri, evde yapabileceğiniz bir haftalık gözlemi ve çocuğunuza söyleyebileceğiniz cümleleri bulacaksınız.
İçindekiler
- “Yapabiliyor Ama Yapmıyor” Ne Anlama Gelir?
- Yapabiliyor Ama Yapmıyor mu, Yoksa Görev Ona Zor mu Geliyor?
- Yapabiliyor Olmak ile Bağımsız Yapabiliyor Olmak Aynı Şey Değildir
- Başarısızlık Korkusu ve “Ya Yapamazsam?” Kaygısı
- Gözden Kaçan Neden: Dikkat Süresi ve Çalışma Becerileri
- Yapabiliyor Ama Yapmıyor mu, Yoksa Okuduğunu mu Anlamıyor?
- “Yapmıyor” Davranışının Altındaki Duygusal Nedenler
- Yapabiliyor Ama Yapmıyor Diyorsanız İlk Adım: Gözlem
- “Yapabiliyorsun, Neden Yapmıyorsun?” Yerine Ne Söyleyebiliriz?
- Asıl Sorunu Bulmakta Eğitim Desteğinin Rolü
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç: Asıl Sorun Her Zaman “İstememek” Değildir
“Yapabiliyor Ama Yapmıyor” Ne Anlama Gelir?
Bir çocuğun yapabildiği halde yapmıyor gibi görünmesinin arkasında çoğu zaman birden fazla neden vardır. Kimi çocuk görevi bilir ama başlamakta güçlük çeker. Bir başkası başlar ama dikkatini sürdüremez. Bazıları da soruyu okur fakat ne istendiğini anlamaz.
Bazen de çocuk çalışmayı bir yetişkinin desteğiyle tamamlar, tek başına kaldığında ise ne yapacağını bilemez. Bu nedenle yalnızca sonuca bakmak yeterli değildir. Çocuğun görevi nasıl yürüttüğüne, yani sürecin kendisine de bakmak gerekir.
Örneğin bir çocuk 10 soruluk matematik çalışmasını öğretmeni yanındayken rahatça bitiriyor olsun. Evde aynı çalışmanın başına geçtiğinde ise ağlıyor ya da masadan kalkıyor. Bu tabloyu yalnızca “ödev yapmak istemiyor” diye açıklamak eksik kalır. Asıl soru şudur: Çocuk tam olarak nerede zorlanıyor?
Klinik psikolog Ross W. Greene’in sık alıntılanan ilkesi bu bakışı iyi özetler: Çocuklar yapabildiklerinde iyi yapar. Bu yaklaşıma göre beklentiyi karşılayamayan bir çocukta önce geride kalan beceriyi aramak gerekir (Greene, 2008). Kısacası “yapabiliyor ama yapmıyor” cümlesi bir sonuç değil, araştırmaya başlamak için bir ipucudur.
Yapabiliyor Ama Yapmıyor mu, Yoksa Görev Ona Zor mu Geliyor?
Yetişkinler için basit görünen bazı görevler çocuklar için oldukça yorucudur. Özellikle okuma ve yazmada zorlanan bir çocuk için bir sayfa metin okumak büyük çaba ister. Birkaç cümle yazmak ya da soruları okuyup cevaplamak da düşündüğümüzden çok daha fazla enerji ister.
Ne var ki çocuk bu zorluğu bize çoğu zaman açıkça söylemez. Bunun yerine zorlanmasını daha kısa ve daha savunmacı cümlelerle anlatır. Aşağıdaki tablo, sık duyduğumuz cümlelerin arkasında neler olabileceğini ve o anda nasıl yanıt verebileceğinizi gösteriyor.
| Çocuğun söylediği ya da yaptığı | Arkasındaki olası mesaj | Verebileceğiniz ilk yanıt |
|---|---|---|
| “Ben ödev yapmak istemiyorum.” | “Bu metni okumak beni çok yoruyor.” | “Bugün en çok hangi kısmı yorucu buldun?” |
| “Bu soruyu yapmayacağım.” | “Ne anlatıldığını anlamadım.” | “Soruyu birlikte okuyalım. Senden ne istiyor?” |
| Öfkelenip masadan kalkıyor | “Yanlış yapmaktan korkuyorum.” | “Yanlış yapmak sorun değil. Önce bir tanesini deneyelim.” |
| Her birkaç dakikada “Bitti mi?” | “Bu kadar uzun süre dikkatimi toplamak bana zor geliyor.” | “Bu bölümü bitirince kısa bir mola verelim.” |
| “Sen yanımda otur.” | “Nereden başlayacağımı bilmiyorum.” | “İlk adımı birlikte belirleyelim, sonra sen devam et.” |
Tablodaki örnekler, çocuğun söylediği cümlenin yanında davranışına da bakmamız gerektiğini gösteriyor. Araştırmalar da bu bakışı destekliyor. Steel’in ertelemeyle ilgili çok sayıda çalışmayı birleştiren meta analizi (birçok araştırmanın sonuçlarını bir arada inceleyen çalışma) önemli bir bulgu ortaya koydu. Görevin zor ya da tatsız gelmesi, ertelemeyi en tutarlı biçimde önceden haber veren etkenler arasında yer aldı (Steel, 2007).
Aynı analizde kişinin kendi becerisine duyduğu güvenin düşük olması da ertelemeyle ilişkili çıktı. Araştırmacılar bu çalışmaların çoğunu üniversite öğrencileri ve yetişkinlerle yaptı. Yine de ortaya çıkan tablo çocuklar için de anlamlı bir ipucu veriyor: Ertelenen görev, çoğu zaman kişiye zor gelen görevdir.
Yapabiliyor Olmak ile Bağımsız Yapabiliyor Olmak Aynı Şey Değildir
“Çocuğum öğretmenin yanında yapıyor ama evde yapmıyor.” Bu cümle de oldukça sık karşımıza çıkar. Burada önemli bir ayrım var. Çocuk, öğretmeninin yönlendirmesiyle doğru cevaba ulaşır.
Annesi ya da babası yanındayken ödevini bitirir. Fakat tek başına kaldığında görevi sürdüremez. Bu durum, çocuğun konuyu hiç öğrenmediğini göstermez. Belki de bağımsız çalışma becerisi henüz yeterince gelişmemiştir.
Tek başına kalan çocuk, şu soruların cevabını kendi kendine organize etmekte güçlük çeker:
- “Şimdi hangi soruyu yapacağım?”
- “Önce ne yapmalıyım?”
- “Bu soru benden ne istiyor?”
Rus psikolog Lev Vygotsky bu farkı yakınsal gelişim alanı kavramıyla açıklar. Yakınsal gelişim alanı, çocuğun tek başına yapabildikleri ile bir yetişkinin rehberliğinde yapabildikleri arasındaki mesafedir (Vygotsky, 1978). Öğretmeninin yanında başarılı olan çocuk, büyük olasılıkla tam bu alandadır. Yani beceri gelişiyor, ama çocuk onu henüz tek başına uygulayacak kadar hazır değil.
Wood, Bruner ve Ross ise bu süreçte yetişkinin rolünü “iskele kurma” (scaffolding) olarak tanımladı. İskele kurmada yetişkin, görevin çocuğun henüz yapamadığı kısmını kendi omzuna alır. Böylece çocuk, gücünün yettiği kısma odaklanıp görevi tamamlar (Wood, Bruner ve Ross, 1976).
İnşaattaki iskele gibi bu destek de kalıcı değildir. Bina yükseldikçe ustalar iskeleyi yavaş yavaş söker.
Dolayısıyla çocuğa sürekli “Sen bunu zaten biliyorsun.” demek yerine başka bir soru sormak daha doğru olur: Çocuğun bu görevi tek başına sürdürebilmesi için hangi becerilere ihtiyacı var? Çocuklara sorumluluk bilinci kazandırmak da tam olarak bu desteği adım adım azaltmakla mümkündür.
Desteği Adım Adım Azaltmak
Aşağıdaki tabloda, evde iskeleyi kademeli olarak sökmek için basit bir yol haritası var. Her basamakta çocuk biraz daha fazla sorumluluk alır, siz de biraz daha geri çekilirsiniz.
| Basamak | Velinin rolü | Çocuğun rolü | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1. Birlikte yapmak | İlk soruyu yüksek sesle düşünerek birlikte çözer. | İzler, sorular sorar. | “Nasıl düşündüğümü anlatayım, sen de takip et.” |
| 2. Başlatıp izlemek | Göreve birlikte başlar, sonra yanında sessizce oturur. | Sonraki soruları kendisi çözer. | “İlk adımı birlikte attık, şimdi sıra sende.” |
| 3. Yol haritası bırakmak | Kısa bir kontrol listesi hazırlar, odadan çıkar ve arada bir uğrar. | Listeye bakarak ilerler, takıldığı yeri işaretler. | “Takıldığın soruya yıldız koy, sonra birlikte bakarız.” |
| 4. Bağımsız çalışmak | Yalnızca sonunda birlikte kontrol eder. | Görevi planlar, yürütür ve kontrol eder. | “Bugünkü planını bana anlatır mısın?” |
Basamaklar arasında geçiş için acele etmeyin. Bir basamakta birkaç gün rahat ilerleyen çocuk bir sonrakine hazırdır. Zorlandığı bir günde bir basamak geri dönmek ise başarısızlık değil, iskelenin doğal bir parçasıdır.

Başarısızlık Korkusu ve “Ya Yapamazsam?” Kaygısı
Bazı çocuklar hata yapmaktan çok korkar. Özellikle önceki hataları yüzünden sık sık uyarı alan ya da arkadaşlarıyla kıyaslanan çocuklarda bu hassasiyet zamanla artar. “Bunu biliyorsun, neden yanlış yaptın?” gibi tepkiler de aynı etkiyi güçlendirir.
Böyle bir çocuk için göreve hiç başlamamak, hata yapmaktan daha güvenli gelir. Çünkü başlamazsa yanlış cevap verme ihtimali de ortadan kalkar. Dışarıdan “Yapabiliyor ama uğraşmıyor.” gibi görünen davranışın altında bazen “Ya yapamazsam?” kaygısı yatar.
Psikolog Martin Covington’ın öz değer kuramı (self-worth theory) bu durumu açıklar. Kurama göre öğrenciler, yetenekli görünme ihtiyacını korumak için bazen bilerek az çaba gösterir. Çaba göstermeden başarısız olan çocuk, sonucu yeteneğine değil, uğraşmamasına bağlar (Covington, 1984). Böylece “Denemedim ki” cümlesi, “Yapamadım” cümlesinden daha az acı verir.
Bu nedenle çocuğun yalnızca doğru yaptığı anları değil, hata yaptığında nasıl davrandığını da gözlemlemek gerekir. Hatalara verdiğiniz tepkiyi gözden geçirmek için çocuk hata yaptığında ne yapmalı sorusunu yanıtladığımız yazımız size yol gösterir. Kardeş ya da arkadaş karşılaştırmalarının etkisini ise çocuklarda kıyaslama rehberimizde ele aldık.
Gözden Kaçan Neden: Dikkat Süresi ve Çalışma Becerileri
Çocuğun konuyu anlaması ile çalışma sürecini yönetebilmesi birbirinden farklı becerilerdir. Örneğin bir çocuk öğretmenini 10 dakika boyunca dikkatle dinler. Fakat evde 30 dakikalık bir ödevi tek başına sürdürmekte güçlük çeker.
Bu çocuk sık sık masadan kalkar, kalemini değiştirir, su ister ya da başka şeylerle uğraşır. Belki de her birkaç dakikada bir “Bitti mi?” diye sorar. Bu davranışların tamamını doğrudan isteksizlik olarak değerlendirmek yerine çocuğun çalışmayı sürdürme becerisine bakmak gerekir.
Göreve başlamak, plan yapmak, dikkati korumak ve dürtüleri kontrol etmek, psikolojide yürütücü işlevler denen becerilere dayanır. Yürütücü işlevler (executive functions), davranışımızı bir hedefe göre planlayıp yöneten zihinsel becerilerdir. Adele Diamond’ın kapsamlı derlemesine göre bu becerilerin üç temel bileşeni var: dürtüleri ve dikkat dağıtıcıları kontrol etme, çalışma belleği (bilgiyi akılda tutup üzerinde işlem yapma) ve zihinsel esneklik. Diamond, bu becerilerin okul başarısı için temel olduğunu ve uygun etkinliklerle gelişebildiğini vurgular (Diamond, 2013).
Kısacası bazı çocukların ihtiyacı daha fazla baskı değil, çalışma sürecini nasıl yöneteceğini öğrenmektir. Çocuğunuzun yaşına göre ne kadar süre odaklanabileceğini merak ediyorsanız çocuklarda dikkat süresi yazımıza göz atabilirsiniz. Odaklanmayı zorlaştıran ev ortamı etkenleri için ise ders çalışırken dikkat dağınıklığı rehberimize bakabilirsiniz.
Yapabiliyor Ama Yapmıyor mu, Yoksa Okuduğunu mu Anlamıyor?
Okul çağındaki çocuklarda “yapabiliyor ama yapmıyor” düşüncesine yol açan önemli alanlardan biri de okuma ve anlama güçlükleridir. Böyle bir çocuk kelimeleri akıcı biçimde okur ama okuduğu metni anlamakta güçlük çeker. Soruyu sesli okur, ama sorunun ne istediğini kavrayamaz.
Bazen de bir paragrafı okur, birkaç dakika sonra ne okuduğunu hatırlamaz. Böyle bir durumda sorun yalnızca “ödev yapmak” değildir. Asıl mesele, ödev için gereken okuma ve anlama becerilerinin henüz yeterince güçlü olmamasıdır.
Okuma araştırmalarında sık kullanılan “okumanın basit görünümü” modeli bu ayrımı netleştirir. Gough ve Tunmer’e göre okuduğunu anlama, iki becerinin çarpımıdır: kelimeleri çözme (kod çözme) ve dili anlama (Gough ve Tunmer, 1986). Biri zayıf kaldığında, diğeri ne kadar güçlü olursa olsun anlama düşer. Bu yüzden kelimeleri hatasız okumak, soruyu anlamanın garantisi değildir.

Bu nedenle çocuğunuz okuma gerektiren ödevlerden sürekli kaçınıyorsa, okuma ve anlama becerilerine yakından bakmak önemlidir. Bu tür güçlükler bir eksiklik ya da hastalık değil, çocuğun öğrenme biçimindeki bir farklılıktır. Doğru destekle çocuklar bu alanda ilerleme kaydeder. Evde atabileceğiniz ilk adımlar için okuma becerilerini geliştirme rehberimizi okuyabilirsiniz.
“Yapmıyor” Davranışının Altındaki Duygusal Nedenler
Akademik güçlükler zamanla çoğu kez duygusal tepkilere de dönüşür. Bir çocuk defalarca zorlandığı bir etkinlikle karşılaştığında, o etkinlikten uzaklaşmaya başlar. Örneğin:
- Okurken sürekli zorlandığı için kitaptan uzak durur.
- Yazarken çok hata yaptığı için yazılı çalışmaları erteler.
- Soruları anlamakta zorlandığı için ödev masasından kalkar.
Zamanla çocuğun zihninde şu bağlantı oluşur: Ders = zorluk = başarısızlık = kötü duygu. Bu bağlantı güçlendikçe çocuk dersten ya da ödevden daha çok uzaklaşır. Uzaklaştıkça daha az pratik yapar ve zorlanması artar. Böylece kendi kendini besleyen bir döngü ortaya çıkar.

Morgan ve Fuchs’un 15 çalışmayı inceleyen derlemesi bu döngüye dair önemli bir bulguya dikkat çekiyor. Küçük çocuklarda okuma becerisi ile okuma motivasyonu orta düzeyde ilişkili ve bulgular iki yönlü bir etkileşim olasılığını destekliyor (Morgan ve Fuchs, 2007). Yani büyük olasılıkla okumadaki zorluk okuma isteğini azaltıyor, azalan istek de becerinin gelişimini yavaşlatıyor.
Bu nedenle davranışı değiştirmeye çalışmadan önce çocuğun o davranışa neden ihtiyaç duyduğunu anlamak gerekir. Kaçınma döngüsünün nasıl başladığını ve notların ötesine bakmanın yollarını öğrenciyi tanımak yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.
Kısaca
“Yapabiliyor ama yapmıyor” görünen davranışın arkasında tek bir neden yoktur. Görevin zorluğu, bağımsız çalışma becerisi, başarısızlık korkusu, dikkat ve çalışma becerileri, okuma ve anlama güçlüğü ya da duygusal bir kaçınma döngüsü aynı görüntüyü yaratır. Bazen de gerçekten motivasyon düşüktür.
Çocuğunuz Nerede Zorlanıyor? Birlikte Bulalım
Türkiye Derste’de küçük gruplarla yürüyen online dersler, eğitim koçluğu ve rehberlik desteği var. Çocuğunuzun ihtiyacını konuşmak için kısa başvuru formunu doldurun.
Yapabiliyor Ama Yapmıyor Diyorsanız İlk Adım: Gözlem
“Yapabiliyor ama yapmıyor” dediğiniz anda ilk adım çocuğu daha fazla zorlamak olmamalı. Öncelikle kısa bir gözlem yapabilirsiniz. Bir hafta boyunca şu sorulara dikkat edin:
- Hangi görevlerde daha fazla itiraz ediyor?
- Göreve başlamakta mı, yoksa sürdürmekte mi zorlanıyor?
- Yanında biri olduğunda daha mı iyi çalışıyor?
- Okuma gerektiren çalışmaları erteliyor mu?
- Soruyu okuyor ama ne istendiğini anlamıyor mu?
- Hata yaptığında nasıl tepki veriyor?
- Kısa ve uzun görevlerde davranışı değişiyor mu?
- Sürekli yetişkin desteği istiyor mu?
Bu soruların cevapları, sorunun nerede olabileceğine dair önemli ipuçları verir. Çünkü her “yapmama” davranışının nedeni aynı değildir. Kimi çocuk dikkatini sürdüremediği için görevi reddeder. Bir başkası okuma ve anlamada zorlandığı için, bir diğeri ise hata yapmaktan çekindiği için aynı tepkiyi gösterir.
Bir Haftalık Gözlem Tablosu
Gözlemlerinizi aklınızda tutmak yerine kısa notlar almanız, tekrar eden örüntüleri görmenizi kolaylaştırır. Aşağıdaki örnek tablo, bir haftalık gözlemi nasıl kaydedebileceğinizi gösteriyor. Siz de aynı sütunlarla bir deftere ya da telefonunuza not tutabilirsiniz.
| Gün ve görev | Başlama | Ne kadar sürdürdü? | Yardım istedi mi? | Gözlenen tepki |
|---|---|---|---|---|
| Pazartesi: 2 sayfa okuma | 15 dakika erteledi | 8 dakika | Evet, ilk paragrafta | “Çok uzun” dedi, sık sık sayfa saydı. |
| Salı: 10 matematik işlemi | Hemen başladı | 25 dakika, bitirdi | Hayır | Rahattı, yanlışını kendisi fark etti. |
| Çarşamba: Fen sorularını okuyup cevaplama | 10 dakika erteledi | 12 dakika | Evet, her soruda | “Ne istiyor anlamadım” dedi. |
| Perşembe: Kısa paragraf yazma | 20 dakika erteledi | 5 dakika | Evet | Sık sık sildi, hata yapınca ağladı. |
Bu örnekte matematik işlemlerinde bir sorun görünmüyor. Zorlanma, okuma ve yazma gerektiren görevlerde yoğunlaşıyor. Böyle bir tablo, “Ödev yapmak istemiyor” genellemesi yerine “Okuduğunu anlamada ve yazılı anlatımda desteğe ihtiyacı var gibi görünüyor” gibi daha net bir sonuca ulaşmanızı sağlar.
Gözlemlerinizi bir eylem planına dönüştürmek için çocuğun ihtiyacını belirlemek üzerine hazırladığımız 5 adımlık rehberden yararlanabilirsiniz. Gözlemi günlük düzene yaymak için ise evde öğrenme rutinleri yazımız iyi bir başlangıç noktasıdır.
“Yapabiliyorsun, Neden Yapmıyorsun?” Yerine Ne Söyleyebiliriz?
Bu cümle yetişkin açısından oldukça anlaşılırdır. Çocuğun yapabildiğini gördüğümüzde neden yapmadığını anlamakta zorlanırız. Ancak çocuk açısından bu cümle bazen baskıyı artırır. Çünkü cümle, çocuğun o anda yaşadığı zorluğu görmezden gelir.
Bunun yerine şu cümleleri deneyebilirsiniz:
- “Bu görevde seni zorlayan ne?”
- “Nereden başlayacağını birlikte bulalım mı?”
- “Hepsini bir anda yapmak zorunda değiliz, önce bir tanesini deneyelim.”
- “Soruyu bana kendi cümlelerinle anlatır mısın?”
- “İlk iki soruyu bitirince kısa bir mola verelim.”
Bu cümleler, görevi çocuğun gözünde küçültür ve ona bir başlangıç noktası verir. Buradaki amaç çocuğun yerine yapmak değildir. Amaç, çocuğun kendi başına yapabilme becerisini adım adım geliştirmektir. Molaları nasıl planlayacağınızı merak ediyorsanız ders çalışırken mola rehberimize bakabilirsiniz.
Cesaret veren cümlelerin her çocukta aynı etkiyi yaratmadığını da unutmamak gerekir. Bu konuyu “Sen yaparsın” demek çocuğu motive eder mi sorusunu ele aldığımız yazımızda daha ayrıntılı inceledik.
Asıl Sorunu Bulmakta Eğitim Desteğinin Rolü
“Yapabiliyor ama yapmıyor” dediğimiz çocuklarda tek bir nedenden söz etmek mümkün değildir. Bazen gerçekten motivasyon düşüklüğü vardır. Bu durumda ders çalışma motivasyonunu artırmanın yolları çoğu zaman işe yarar.
Ancak bazen davranışın arkasında başka güçlükler yatar. Dikkat, çalışma alışkanlığı, okuma ve anlama, yazılı anlatım ya da yönergeyi takip etme gibi alanlar bunlardan yalnızca birkaçıdır. Hata yapma kaygısı ve bağımsız çalışma becerisindeki eksikler de aynı tabloyu yaratır.
Okuma, yazma, anlama ve ders çalışma süreçlerindeki güçlükler uzun süre devam ediyorsa, altta yatan akademik becerileri değerlendirmek çocuğun ihtiyacını netleştirir. Bu konuda ilk adres okulunuzun rehberlik servisidir. Okul rehber öğretmeni gerekli gördüğünde sizi Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) değerlendirmesine yönlendirir.
Küçük gruplarda öğretmen, her öğrencinin nerede takıldığını daha kolay fark eder. Bu yüzden küçük gruplarda eğitim, sorunun kaynağını görmek için de avantaj sağlar. Planlama ve bağımsız çalışma becerileri için birebir destek arıyorsanız eğitim koçluğu programımızı inceleyebilirsiniz. Kaygı ve kaçınma ön plandaysa psikolojik destek ve danışmanlık hizmetimiz de yanınızda.
Sıkça Sorulan Sorular
Yapabiliyor ama yapmıyor diyen çocuk tembel midir?
Her zaman değil. Çoğu durumda “yapmıyor” görünen davranışın arkasında görevin zorluğu, başarısızlık korkusu, dikkat ve çalışma becerileri ya da okuma ve anlama güçlüğü yatar. Tembellik etiketi bu nedenleri görmeyi zorlaştırır. Bir hafta boyunca gözlem yapmak, sorunun hangi görevlerde yoğunlaştığını gösterir.
Çocuğum öğretmenin yanında yapabiliyor ama evde neden yapmıyor?
Bu durum genellikle bağımsız çalışma becerisinin henüz gelişmekte olduğunu gösterir. Öğretmen, çocuğun takıldığı adımları çoğu zaman fark ettirmeden kendisi taşır ve görevi küçük parçalara böler. Evde bu destek ortadan kalkınca çocuk nereden başlayacağını bilemez. Desteği bir anda kesmek yerine adım adım azaltmak daha etkilidir.
Ödev yaparken sürekli yardım isteyen çocuğa nasıl davranmalıyım?
Yardımı tamamen kesmek yerine yardımın biçimini değiştirin. İlk soruyu birlikte çözün, sonra bir sonraki soruyu çocuğun kendisinin denemesini isteyin. Takıldığı yerleri işaretlemesini ve sonunda birlikte bakmayı önerin. Böylece çocuk hem desteği hisseder hem de sorumluluğu adım adım devralır.
Okuduğunu anlamakta zorlanan çocuk ödevden kaçar mı?
Çoğu zaman evet. Kelimeleri akıcı okuyan bir çocuk bile bazen metni ya da sorunun ne istediğini kavrayamaz. Bu durumda ödev, çocuğa yorucu ve başarısızlıkla dolu bir deneyim gibi gelir. Çocuğunuz özellikle okuma gerektiren görevlerden kaçınıyorsa okuduğunu anlama becerisine yakından bakmanızı öneririz.
“Yapabiliyorsun, neden yapmıyorsun?” demek neden işe yaramaz?
Bu cümle, çocuğun zaten zorlandığı bir anda baskıyı artırır. Ayrıca çocuğa nereden başlayacağına dair bir ipucu vermez. Bunun yerine “Bu görevde seni zorlayan ne?” ya da “Önce bir tanesini birlikte deneyelim mi?” gibi sorular sorun. Bu sorular görevi küçültür ve çocuğa zorlandığı noktayı anlatma fırsatı verir.
Yapabiliyor ama yapmıyor durumu ne zaman uzman desteği gerektirir?
Okuma, yazma, anlama ya da dikkatle ilgili güçlükler bir dönem boyunca sürüyor ve evdeki düzenlemelere rağmen değişmiyorsa destek almak iyi bir adımdır. Kaçınmaya yoğun kaygı, öfke ya da okula gitmek istememe eşlik ediyorsa da beklememek gerekir. İlk adres okulun rehberlik servisidir. Bir eğitim koçu ya da psikolojik danışman da süreci planlamanıza yardım eder.
Sonuç: Asıl Sorun Her Zaman “İstememek” Değildir
Çocuğunuz için sık sık “Aslında biliyor ama yapmıyor.” diyorsanız, kendinize şu soruyu sormayı deneyin: Çocuğum bunu yapmak istemiyor mu, yoksa bunu yaparken zorlandığı bir nokta mı var? Bu iki durum birbirinden çok farklıdır.
Doğru nedeni bulduğumuzda çocuğa yaklaşımımız da değişir. Daha fazla baskı kurmak yerine hangi becerinin desteğe ihtiyacı olduğunu görürüz. Çocuk gerçekten yapabiliyor, bu doğru. Ama belki henüz bunu tek başına yapacak kadar hazır değil.
Unutmayın; bir çocuğun “Yapmıyorum.” dediği yerde, aslında anlatmaya çalıştığı şey “Bunu yaparken zorlanıyorum.” olabilir.
İlk Adımı Birlikte Atalım
Çocuğunuzun ihtiyacına uygun online ders ve destek programını birlikte belirleyelim. Başvuru formunu doldurun, eğitim danışmanlarımız sizinle iletişime geçsin.
Kaynaklar ve Yöntem
Türkiye Derste editör ekibi bu yazıyı hakemli bilimsel yayınlara ve eğitim psikolojisinin temel kaynaklarına dayanarak hazırladı. Yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır. Çocuğunuza özel bir değerlendirme için alanında uzman bir eğitimciden ya da okulunuzun rehberlik servisinden destek alabilirsiniz.
- Covington, M. V. (1984). The self-worth theory of achievement motivation: Findings and implications. The Elementary School Journal, 85(1), 5-20.
- Diamond, A. (2013). Executive functions. Annual Review of Psychology, 64, 135-168.
- Gough, P. B. ve Tunmer, W. E. (1986). Decoding, reading, and reading disability. Remedial and Special Education, 7(1), 6-10.
- Greene, R. W. (2008). Lost at School: Why Our Kids with Behavioral Challenges Are Falling Through the Cracks and How We Can Help Them. Scribner.
- Morgan, P. L. ve Fuchs, D. (2007). Is there a bidirectional relationship between children’s reading skills and reading motivation? Exceptional Children, 73(2), 165-183.
- Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review of quintessential self-regulatory failure. Psychological Bulletin, 133(1), 65-94.
- Vygotsky, L. S. (1978). Mind in Society: The Development of Higher Psychological Processes. Harvard University Press.
- Wood, D., Bruner, J. S. ve Ross, G. (1976). The role of tutoring in problem solving. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 17(2), 89-100.
