Ödevsiz Bir Eğitim Modeli: Çocuğa Öğrenmesi İçin Alan Açmak
“Ödevini yaptın mı?”
Çocukların okuldan eve geldikten sonra en sık duyduğu cümlelerden biri bu. Ödev, uzun yıllardır eğitimin doğal ve tartışılmaz bir parçası olarak görülüyor. Öğrenilenleri pekiştirmek, sorumluluk kazandırmak ve çalışma alışkanlığı oluşturmak için ödevden yararlanılıyor.
Ancak son yıllarda hem dünyada hem Türkiye’de güçlenen bir yaklaşım var: ödevsiz eğitim modeli. Bu model, çocuğun okul sonrası zamanını akademik görevlerle doldurmak yerine okumaya, oyuna, aileye ve dinlenmeye alan açmayı savunuyor.
Bu yazıda ödevsiz eğitim modelinin ne olduğunu, arkasındaki bilimsel dayanakları, Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatındaki karşılığını ve evde nasıl uygulanabileceğini ele alacağız.
İçindekiler
- Ödevsiz Eğitim Modeli Nedir, Ne Değildir?
- Bilim Ne Diyor? Ödevin Başarıya Etkisi
- MEB’in Ödev Politikası: Türkiye Zaten Bu Yolda
- Ödevi Kaldıran Bir Okul: Orchard School Örneği
- Çocuk Evde Sadece Ödev mi Yapmalı?
- Sık Duyulan 5 İtiraz ve Cevapları
- Evde Nasıl Uygulanır?
- Sınava Hazırlanan Öğrencide Durum Farklı mı?
- Rehberlik Açısından Asıl Hedef Ne?
- Sonuç: Daha Zengin Bir Öğrenme Alanı
- Sıkça Sorulan Sorular
Ödevsiz Eğitim Modeli Nedir, Ne Değildir?
Ödevsiz eğitim modeli, adının çağrıştırdığı gibi “çocuk evde hiçbir şey yapmasın” demek değildir. Bu yaklaşımın merkezinde, evde geçirilen zamanın öğrenme değeri taşımadığı iddiası yoktur. Tam tersi vardır.
Model, evde geçirilen zamanın da öğrenme zamanı olduğunu savunur. Ancak bu öğrenmenin biçimini değiştirir. Çalışma kağıdı ve test yerine kitap, oyun, sohbet ve dinlenme koyar.
Bu nedenle ödevsiz eğitim modeli bir “boşluk” değil, bir “yer değiştirme” önerisidir. Öğretmenin verdiği görev listesi kalkar, çocuğun kendi merakının yönlendirdiği etkinlikler devreye girer.
Klasik Ödev Anlayışı ile Karşılaştırma
| Boyut | Klasik Ödev Anlayışı | Ödevsiz Eğitim Modeli |
|---|---|---|
| Görevi kim belirler | Öğretmen | Çocuk, ailenin desteğiyle |
| Başarı ölçütü | Tamamlanan sayfa sayısı | Merakın sürmesi |
| Ailenin rolü | Takip ve kontrol | Eşlik ve sohbet |
| Akşam saatlerinin tonu | Pazarlık ve gerginlik | Paylaşım |
| Okumanın konumu | Günlük sayfa hedefi | Kendi seçtiği kitap |
Bilim Ne Diyor? Ödevin Akademik Başarıya Etkisi
Ödevsiz eğitim modelinin en güçlü dayanağı, ödevin işe yaramadığı iddiası değildir. Ödevin her yaşta aynı işe yaramadığı bulgusudur.
Duke Üniversitesi’nden Prof. Dr. Harris Cooper, bu alanın en kapsamlı meta analizlerine imza atmış isimdir. Cooper’ın yüzlerce çalışmayı birleştiren analizleri şunu gösteriyor: ödevin akademik başarı üzerindeki etkisi 7 ile 12. sınıflar arasında belirgindir. Buna karşılık 1 ile 6. sınıflar arasında bu etki çok daha sınırlıdır.
Türkçe alan yazında da benzer bulgular var. Çalışmaların bir kısmı, ilkokulun ilk yıllarında verilen ev ödevlerinin öğrencilerin akademik başarısı üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını ortaya koyuyor.
Bununla birlikte Cooper’ın ikinci bulgusu da en az birincisi kadar önemli. Ödeve ayrılan süre ile başarı arasındaki ilişki doğrusal değildir. Yani ödev arttıkça başarı sürekli artmaz. Belirli bir eşiği aştıktan sonra ödev, başarıyı düşürmeye başlar.
Kısaca: Ödev, küçük yaşlarda akademik başarıyı neredeyse hiç etkilemiyor. Büyük yaşlarda ise ancak belirli bir süre sınırına kadar etkiliyor. Bu iki bulgu bir araya geldiğinde ödevsiz eğitim modeli, romantik bir tercih olmaktan çıkıp veriye dayalı bir seçeneğe dönüşüyor.
Sınıf Düzeyine Göre Makul Ödev Süresi
Uluslararası alan yazında yaygın kabul gören ölçüt “10 dakika kuralı” olarak biliniyor. Ulusal Eğitim Birliği ve Ulusal Veli Öğretmen Birliği’nin desteklediği bu kurala göre, çocuğun her sınıf düzeyi için gecede 10 dakika ödev süresi öngörülüyor.

| Sınıf Düzeyi | 10 Dakika Kuralına Göre | Alan Yazında Üst Sınır |
|---|---|---|
| 1. sınıf | 10 dakika | Ödev önerilmiyor |
| 3. sınıf | 30 dakika | Etki çok sınırlı |
| 5. sınıf | 50 dakika | Günde 1 saat |
| 8. sınıf | 80 dakika | Günde 90 dakika |
| 11. sınıf | 110 dakika | Günde 120 dakika |
Bu tabloyu bir veli olarak okuduğunuzda çarpıcı bir şey fark edeceksiniz. Türkiye’de pek çok ilkokul öğrencisinin günlük ödev yükü, kendi sınıf düzeyi için önerilen sürenin kat kat üzerinde. Tüketici şikayet platformlarına yansıyan veli mesajlarında günde 10 ila 12 sayfa ödev verildiği, çocuğun okuldan geldikten sonra akşam saatlerine kadar sadece ödevle uğraştığı anlatılıyor.
Çocuğunuzun günlük çalışma yükünü değerlendirirken ders çalışma süresi mi verim mi sorusuna verdiğimiz cevap da bu tabloyla birebir örtüşüyor.
MEB’in Ödev Politikası: Türkiye Zaten Bu Yolda
Ödevsiz eğitim modeli Türkiye için yabancı bir fikir değil. Aksine, Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatı bu yönde önemli adımlar atmış durumda.
Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde ilkokul 1, 2 ve 3. sınıflarda ev ödevi uygulaması kesin bir dille kaldırılmıştır. Aynı düzenlemede 4 ve 5. sınıflar için verilecek ödevlerin öğrencinin günde bir saatten fazla zamanını almayacak şekilde düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu düzenleme yalnızca bir süre sınırı getirmiyor. Ödev planlanırken öğrencilerin yaşlarının, bilgi seviyelerinin ve aile ile çevre imkanlarının göz önünde bulundurulmasını da şart koşuyor.
Politika düzeyinde en net ifade ise 2018’de geldi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 20 Haziran 2018 tarihli açıklamasında öğretmenlerin öğrencilere evde ödev vermeyeceğini, öğrencilerin dikkatlerini derse yoğunlaştırmalarının ve konuyu derste öğrenmelerinin hedeflendiğini belirtti.
Buradaki mantık dikkat çekici. Ödevin azaltılması, öğrenmenin azaltılması olarak değil, öğrenmenin yerinin değiştirilmesi olarak kurgulanıyor. Bilgi evde değil, derste ediniliyor.
Bu yaklaşım, sınıf içi verimliliği doğrudan belirleyici hale getiriyor. Ödev yükünü hafifletmenin ön koşulu, çocuğun konuyu zaten sınıfta anlamış olması. Bu nedenle dersi derste öğrenme teknikleri, ödevsiz eğitim modelinin tamamlayıcı parçasıdır.
Ödevi Kaldıran Bir Okul: Orchard School Örneği
Ödevsiz eğitim modelinin en çok konuşulan uygulama örneği Amerika Birleşik Devletleri’nin Vermont eyaletinde yaşandı.
South Burlington’daki Orchard School, okul öncesinden 5. sınıfa kadar yaklaşık 400 öğrenciye eğitim veren bir devlet okulu. Okulun müdürü Mark Trifilio, öğrencilerdeki kaygının son on yılda arttığını gözlemledikten sonra ödev politikasını yeniden değerlendirmeye karar verdi.
Karar tek kişilik olmadı. Trifilio konuyu yaz döneminde okulun 40 eğitimcisiyle bir araya gelerek tartıştı ve oylamaya sundu. Kırk eğitimcinin tamamı ödevin kaldırılması yönünde oy kullandı.
Yeni “Ev Görevi” Listesi
Okul, ödevi kaldırırken yerine hiçbir şey koymadı denemez. Ailelere gönderilen bültende öğrencilerin günlük ev görevi şu dört maddeye indirildi:
| Günlük Ev Görevi | Desteklediği Gelişim Alanı |
|---|---|
| Her akşam kendine uygun bir kitap oku | Kelime dağarcığı, okuduğunu anlama |
| Dışarı çık ve oyna, ekran süresi sayılmaz | Problem çözme, sosyal beceri, fiziksel sağlık |
| Akşam yemeğini ailenle ye, sofrayı kurmaya yardım et | Kendini ifade etme, sorumluluk |
| Gecelik uykunu tam al | Dikkat, hafıza, duygu düzenleme |
Peki sonuç ne oldu? Uygulamanın altıncı ayında Trifilio, öğrencilerin akademik olarak geriye gitmediğini, hatta bazı alanlarda daha iyi olabileceklerini belirtti. Okul ailelere anket uyguladı ve velilerin büyük çoğunluğu uygulamayı destekledi. Ailelerin önemli bir kısmı, çocuklarının eskisine göre kendi istekleriyle daha fazla kitap okuduğunu bildirdi.
Trifilio’nun kararında etkili olan kaynaklardan biri, eğitimci Alfie Kohn’un 2006 tarihli “The Homework Myth” adlı kitabıydı. Kohn, ödevin çocuklarda yorgunluk, hayal kırıklığı ve diğer ilgi alanlarına ayrılan zamanın kaybı yarattığını savunuyor.
Kaynak: The Washington Post
Çocuk Evde Sadece Ödev mi Yapmalı?
Bir çocuğun gelişimi yalnızca çalışma kağıtları, testler ve ders tekrarlarından oluşmaz. Kitap okumak, oyun oynamak, ailesiyle sohbet etmek, dışarı çıkmak, merak ettiği bir şeyi araştırmak ve yeterince uyumak da gelişimin parçasıdır.
Üstelik bu deneyimlerin her biri farklı becerileri destekler. Bu nedenle çocuğun gününü planlarken yalnızca “ne kadar ders çalıştı?” sorusuna odaklanmak yeterli değildir.
Oyun da Bir Öğrenme Alanıdır
Çocukların oyun oynarken boş vakit geçirdiğini düşünmek kolaydır. Oysa oyun sırasında çocuk sürekli karar verir, dener, hata yapar, yeniden başlar, kurallar oluşturur ve başkalarıyla iletişim kurar.
Bir oyunun nasıl oynanacağına karar vermek bile problem çözme becerisi gerektirir. Özellikle küçük yaşlarda serbest oyuna ayrılan zaman, çocuğun kendi fikirlerini üretmesine ve kendi oyununu kurmasına fırsat verir.
Öte yandan oyun, çocuğun zihinsel kapasitesiyle de doğrudan ilgilidir. Çocuklarda dikkat süresi yaşa göre sınırlıdır ve bu sınır aşıldığında masa başında geçirilen fazladan her dakika verimsizleşir.
Kitap Okumak Her Zaman Bir Ödev Olmak Zorunda Değil
“Her gün 20 sayfa okuyacaksın.” Bu cümle, okumayı bir sorumluluğa dönüştürebilir.
Oysa çocuğun kitapla kurduğu ilişkinin yalnızca verilen bir görevi tamamlamak üzerinden ilerlemesi gerekmez. Kendi kitabını seçmesi, ilgisini çeken bir konuyu araştırması, bir hikayeyi aile bireyleriyle konuşması veya okuduğu bir karakter hakkında fikir yürütmesi de okuma kültürünün parçalarıdır.
Burada hedef kaç sayfa okuduğu değil, zamanla kitabın çocuğun hayatında doğal bir yer edinmesidir. Orchard School örneğinde velilerin en sık bildirdiği değişimin “çocuğum artık kendi isteğiyle okuyor” olması tesadüf değil.
Aileyle Geçirilen Zamanın Eğitsel Değeri
Bazen bir çocuğun gününün en öğretici anı çalışma masasında değil, yemek masasındadır. Günün nasıl geçtiğini anlatırken kendini ifade eder. Bir olay hakkında fikir yürütürken farklı bakış açılarını fark eder.

Birlikte alışveriş yaparken hesap yapar. Bir yolculuk sırasında haritayı inceler. Bir sorunun cevabını birlikte araştırırken merakını takip eder.
Bunların hiçbiri klasik anlamda ödev değildir. Ama hepsi çocuğun dünyayı anlamasına katkı sağlayan deneyimlerdir.
Çocuğunuzun Öğrenme Düzenini Birlikte Kuralım
Ödev yükünü azaltırken akademik başarıyı korumak dengeli bir plan gerektirir. Türkiye Derste eğitim danışmanları, çocuğunuzun sınıf düzeyine uygun çalışma düzenini ücretsiz olarak değerlendirir.
Sık Duyulan 5 İtiraz ve Cevapları
Ödevsiz eğitim modeli konuşulduğunda velilerin ve öğretmenlerin aklına gelen itirazlar oldukça tutarlıdır. Bu itirazları geçiştirmek yerine tek tek ele almak gerekir.
1. “Ödev olmazsa çocuk sorumluluk öğrenmez”
Türkiye’de yapılan araştırmalar, öğretmenlerin ödevi en çok bu gerekçeyle savunduğunu gösteriyor. Sorumluluk kaygısı yerinde bir kaygıdır.
Ancak sorumluluk, dışarıdan verilen bir görevi tamamlamakla değil, kendi kararlarının sonucunu üstlenmekle öğrenilir. Bir çocuğun her akşam ne zaman çalışacağına, hangi kitabı okuyacağına ve boş zamanını nasıl değerlendireceğine kendisinin karar vermesi, hazır bir ödev listesini bitirmesinden daha güçlü bir sorumluluk deneyimidir.
Bu konuyu derinlemesine ele aldığımız çocuklara sorumluluk bilinci kazandırmak yazımız, sorumluluğun ödevden bağımsız olarak nasıl geliştirilebileceğini anlatıyor.
2. “Ödev olmazsa çocuk öğrendiğini unutur”
Bu itiraz kısmen haklıdır. Tekrar, bilginin kalıcılığı açısından gerçekten gereklidir.
Ancak burada karıştırılan iki kavram var: tekrar ve ödev. Tekrar, öğrenmeyi pekiştiren zihinsel bir süreçtir. Ödev ise bu sürecin olası biçimlerinden yalnızca biridir. Çocuğun okuduğu konuyu akşam yemeğinde anlatması da tekrardır. Ertesi gün derse hazırlıklı gitmesi de tekrardır.
3. “Sınav sistemi varken ödevsiz olmaz”
Bu, Türkiye bağlamında en gerçekçi itirazdır ve ayrı bir başlıkta ele alınmayı hak eder. Aşağıdaki sınav bölümünde detaylandırıyoruz.
4. “Diğer çocuklar çalışırken benimki geri kalır”
Ödev yükü ile akademik başarı arasındaki ilişkinin doğrusal olmadığını hatırlayalım. Belirli bir eşikten sonra fazladan ödev, başarıyı artırmak yerine düşürür.
Dolayısıyla “daha çok ödev yapan daha çok öğrenir” varsayımı, verinin desteklemediği bir varsayımdır. Asıl fark yaratan, ödevin miktarı değil niteliğidir.
5. “Ödev olmazsa evde ne yapacağını bilemez”
Bu itiraz, ödevsiz eğitim modelinin en sık yanlış anlaşılan yönüne işaret eder. Model, çocuğu boşluğa bırakmayı önermez. Orchard School örneğinde görüldüğü gibi, kaldırılan ödevin yerine net ve uygulanabilir bir günlük görev listesi konur.
Evde belirli bir düzen kurmak isteyen aileler için evde öğrenme rutinleri yazımız somut bir çerçeve sunuyor.
Ödevsiz Eğitim Modeli Evde Nasıl Uygulanır?
Okulun ödev politikasını değiştirmek çoğu ailenin elinde değildir. Ancak evdeki dengeyi kurmak mümkündür. Aşağıdaki tablo, okul sonrası zamanın nasıl yapılandırılabileceğine dair bir öneri sunuyor.

| Zaman Dilimi | Öneri | Amaç |
|---|---|---|
| Okul sonrası ilk 1 saat | Hiçbir akademik talep yok | Zihinsel toparlanma |
| Serbest oyun | Tercihen dışarıda, ekransız | Sosyal beceri, enerji boşaltma |
| Kısa çalışma bloğu | Sınıf düzeyi x 10 dakika | Pekiştirme |
| Akşam yemeği | Ekransız, sohbetli | Dil gelişimi, bağ kurma |
| Uyku öncesi | Kendi seçtiği kitap | Okuma kültürü |
Bu düzeni kurarken en sık yapılan hata, boşalan ödev zamanını başka akademik görevlerle doldurmaktır. Ek test, ek kaynak veya ek kurs eklendiğinde model işlevini kaybeder. Bu ve benzeri tuzakları eğitimde veli hataları yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Sınava Hazırlanan Öğrencide Durum Farklı mı?
Evet, farklıdır. Ödevsiz eğitim modelini LGS ve YKS hazırlık sürecine olduğu gibi taşımak gerçekçi değildir.
Bunun nedeni bilimsel bulgularla da uyumlu. Cooper’ın analizleri, ödevin akademik başarıya katkısının 7. sınıftan itibaren belirginleştiğini gösteriyor. Yani sınav dönemindeki bir öğrenci için düzenli çalışma, ilkokul öğrencisinden farklı olarak gerçek bir kazanım sağlıyor.
Ancak burada da bir üst sınır var. Alan yazında ortaokul için günde yaklaşık 90 dakika, lise için 120 dakika ev çalışması makul kabul ediliyor. Bu süreleri aşan yük, başarı yerine tükenmişlik getiriyor.
Sınav öğrencisi için doğru soru “ödev olsun mu olmasın mı” değildir. Doğru soru şudur: Bu çalışma, öğrencinin eksiğini kapatıyor mu, yoksa sadece zaman mı dolduruyor?
Sınav döneminde bile ödevsiz eğitim modelinin bir ilkesi geçerliliğini korur: dinlenme, uyku ve aile zamanı pazarlık konusu değildir. Bu üçü kısıldığında çalışma saatlerinin verimi düşer.
Rehberlik Açısından Asıl Hedef Ne?
Bir çocuğun sorumluluk kazanmasını istiyorsak, bütün sorumluluklarını onun adına takip etmek doğru değildir. Benzer şekilde, öğrenmesini desteklemek için çocuğun gününün her dakikasını akademik görevlerle doldurmak da gerekli olmayabilir.
Çocuğun kendi zamanını kullanmayı öğrenmesi gerekir. Ne zaman ders çalışacağını, ne zaman dinleneceğini, hangi kitabı okumak istediğini ve hangi konuda merakının peşinden gideceğini zamanla kendisinin keşfetmesi önemlidir.
Rehberlik açısından bakıldığında hedef, yalnızca ödevini eksiksiz yapan bir çocuk yetiştirmek değildir. Hedef; sorumluluk alabilen, merak eden, kendi zamanını yönetebilen ve öğrenmeyi yalnızca okul görevi olarak görmeyen bir çocuk yetiştirmektir.
Çocuğa Biraz Boşluk Bırakmak
Çocukların programlarını doldurmak yetişkinler için güven verici olabilir. Ders var, ödev var, kurs var, tekrar var, test var.
Ama bazen çocuğun gelişimi için ihtiyaç duyduğu şey yeni bir görev değil, biraz boşluktur. Kendi oyununu kurabileceği, merak ettiği bir şeyi araştırabileceği, sıkılabileceği, bir kitap seçebileceği ve sadece çocuk olabileceği bir boşluk.
Çünkü her boşluğu yetişkinlerin doldurduğu bir çocuklukta, çocuğun kendi ilgisini ve merakını keşfetmesi için daha az alan kalır.
Sonuç: Daha Fazla Ödev Değil, Daha Zengin Bir Öğrenme Alanı
Eğitimde amaç, çocuğu mümkün olduğunca uzun süre çalıştırmak olmamalıdır. Amaç, onun öğrenmeye devam edebileceği bir yaşam alanı oluşturabilmektir.
Bazen bu bir kitap olabilir. Bazen bir oyun. Bazen ailesiyle yapılan uzun bir sohbet. Bazen merak ettiği bir sorunun cevabını birlikte aramak. Bazen de hiçbir şey yapmadan biraz dinlenmek.
Ödevsiz eğitim modeli, tam olarak bu alanı savunur. Bilimsel bulgular küçük yaşlarda ödevin akademik katkısının sınırlı olduğunu gösteriyor. Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatı ilkokulun ilk üç yılında ödevi zaten kaldırmış durumda. Uygulama örnekleri ise ödevi kaldıran okullarda akademik gerileme yaşanmadığını ortaya koyuyor.
Bu nedenle ödev tartışmasına yalnızca “gerekli mi, gereksiz mi” üzerinden bakmak yerine daha geniş bir soru sormak gerekiyor:
Çocukların öğrenmesi için onlara ne kadar görev veriyoruz değil, öğrenebilmeleri için onlara ne kadar alan bırakıyoruz?
Çünkü öğrenme yalnızca çalışma masasında gerçekleşmez. Çocukların dünyayı keşfetmesine bıraktığımız alan da eğitimin bir parçasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ödevsiz eğitim modeli çocuğun başarısını düşürür mü?
Mevcut bulgular bu yönde bir sonuç göstermiyor. Ödevi kaldıran Orchard School örneğinde altı aylık uygulama sonunda öğrencilerde akademik gerileme yaşanmadı. Bilimsel alan yazın da ilkokul yıllarında ödev ile akademik başarı arasındaki ilişkinin çok sınırlı olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye’de ilkokulda ödev vermek yasal mı?
Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde ilkokul 1, 2 ve 3. sınıflarda ev ödevi uygulaması kaldırılmıştır. 4 ve 5. sınıflarda ise verilecek ödevlerin öğrencinin günde bir saatten fazla zamanını almaması gerektiği düzenlenmiştir.
Çocuğuma günde ne kadar ödev uygun?
Yaygın kabul gören ölçüt 10 dakika kuralıdır. Buna göre her sınıf düzeyi için gecede 10 dakika öngörülür. Birinci sınıf için 10 dakika, beşinci sınıf için 50 dakika gibi. Ortaokulda günlük 90 dakika, lisede 120 dakika üst sınır olarak kabul edilir.
Ödev olmadan çocuk sorumluluk duygusunu nasıl kazanır?
Sorumluluk, dışarıdan verilen görevi tamamlamakla değil kendi kararlarının sonucunu üstlenmekle gelişir. Çocuğun kendi çalışma zamanını belirlemesi, sofra kurmaya yardım etmesi ve kendi kitabını seçmesi somut sorumluluk deneyimleridir.
LGS ve YKS hazırlığında da ödevsiz eğitim modeli uygulanır mı?
Bu dönemde model olduğu gibi uygulanmaz. Ödevin akademik başarıya katkısı 7. sınıftan itibaren belirginleşir. Ancak modelin dinlenme, uyku ve aile zamanını koruma ilkesi sınav döneminde de geçerliliğini sürdürür.
Ödevsiz eğitim modeli çocuğu tembelliğe alıştırır mı?
Model boşluk bırakmayı değil, boşluğu farklı bir içerikle doldurmayı önerir. Kitap okumak, dışarıda oyun oynamak, aile sofrasına katılmak ve düzenli uyumak da birer görevdir. Fark, bu görevlerin çocuğun gelişimine daha geniş bir alanda hizmet etmesidir.
Çocuğunuza Uygun Çalışma Planını Uzmanla Belirleyin
Her çocuğun ihtiyacı farklıdır. Türkiye Derste danışman öğretmenleri, çocuğunuzun sınıf düzeyine ve hedefine uygun dengeli bir çalışma programı için sizi ücretsiz olarak bilgilendirir.
Kaynaklar ve Yöntem
Bu yazı, ev ödevi ve akademik başarı ilişkisini inceleyen uluslararası ve Türkçe alan yazına, Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına ve uygulama örneklerine dayanılarak hazırlanmıştır.
- Cooper, H. ve arkadaşlarının ev ödevi ile akademik başarı ilişkisini inceleyen meta analiz çalışmaları
- Kohn, A. (2006). The Homework Myth
- Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği, ev ödevi düzenlemeleri
- Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2018 tarihli ödev politikası açıklaması
- Öğrenci, Öğretmen ve Velilerin Ev Ödevlerine İlişkin Görüşleri, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi
- Orchard School uygulaması, The Washington Post ve CBS News haberleri
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Çocuğunuzun bireysel durumu için okul rehberlik servisi veya uzman görüşü alınması önerilir.
Bu yazı, ödev tartışmasına veli ve öğrenci perspektifinden bakarak çocuğun gününde öğrenmeye ayrılan alanı yeniden değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
