Çocukların akademik gelişiminde aile desteği belirleyici bir role sahiptir. Ancak iyi niyetle atılan bazı adımlar, öğrenme sürecini kolaylaştırmak yerine farkında olmadan zorlaştırabilir. İşte tam bu noktada eğitimde veli hataları devreye girer: notlara aşırı odaklanmak, çocuğun yerine sorumluluk almak veya sürekli kıyaslama yapmak kısa vadede zararsız görünse de uzun vadede motivasyonu, öz güveni ve öğrenmeye karşı tutumu olumsuz etkileyebilir.
Akademik başarı yalnızca yüksek notlardan ibaret değildir. Öğrencinin sorumluluk alması, kendi çalışma sistemini kurması ve öğrenmeye karşı olumlu bir tutum geliştirmesi de bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır. Bu rehberde velilerin en sık düştüğü 10 tuzağı, her birinin öğrenci üzerindeki etkisini ve yerine uygulanabilecek somut alternatifleri ele alıyoruz.
Amacımız suçlamak değil, farkındalık oluşturmaktır. Çünkü bu davranışların neredeyse tamamı, çocuğunu düşünen bir ebeveynin refleksinden doğar.
İçindekiler
- Aile Tutumu Akademik Başarıyı Neden Bu Kadar Etkiler?
- Tek Bakışta 10 Hata ve Alternatifi
- 1. Sürekli Notlara Odaklanmak
- 2. Çocuğun Yerine Sorumluluk Almak
- 3. Başkalarıyla Kıyaslamak
- 4. Gerçekçi Olmayan Beklentiler Belirlemek
- 5. Hataları Başarısızlık Olarak Görmek
- 6. Aşırı Kontrolcü Davranmak
- 7. Uygun Çalışma Ortamı Sağlamamak
- 8. Sadece Akademik Başarıyı Önemsemek
- 9. İletişim Yerine Eleştiriyi Tercih Etmek
- 10. Okul ve Öğretmenlerle İş Birliği Kurmamak
- Dört Veli Tutumu ve Akademik Yansımaları
- Yaş Gruplarına Göre Destek Nasıl Değişmeli?
- Aynı Niyet, Farklı Cümle: Pratik Dönüşüm Tablosu
- Dört Haftalık Değişim Planı
- Sıkça Sorulan Sorular
Aile Tutumu Akademik Başarıyı Neden Bu Kadar Etkiler?
Öğrenci, günün büyük bölümünü okulda geçirse de çalışma alışkanlığını, hataya bakış açısını ve öğrenmeye yüklediği anlamı büyük ölçüde evde kurar. Ders çalışmanın bir zorunluluk mu yoksa bir gelişim alanı mı olduğu, ailenin günlük dilinden öğrenilir.
Eğitim bilimlerinde uzun yıllardır incelenen aile katılımı modelleri, velinin sürece dahil olmasının tek başına yeterli olmadığını gösterir. Belirleyici olan, katılımın biçimidir. Hoover-Dempsey ve Sandler’in aile katılımı modeli, velinin sürece nasıl dahil olduğunun çocuğun öğrenme motivasyonunu doğrudan şekillendirdiğini vurgular.
Bununla birlikte destek ile denetim arasındaki çizgi çoğu zaman incedir. Aynı davranış, tonu ve sıklığı değiştiğinde destekleyici olmaktan çıkıp baskıya dönüşebilir. Bu nedenle aşağıdaki hataları okurken “yapıyor muyum” sorusundan çok “ne sıklıkla ve hangi tonda yapıyorum” sorusunu sormak daha yararlıdır.
Velinin görevi öğrenme yolculuğunu yönetmek değil, o yolculuğa eşlik etmektir. Eşlik eden veli yön gösterir; yöneten veli ise çoğu zaman farkında olmadan direksiyonu çocuğun elinden alır.
Tek Bakışta 10 Hata ve Alternatifi
Aşağıdaki tablo, yazının tamamını okumaya vakti olmayan veliler için hızlı bir özet sunar. Her satırın ayrıntılı açıklaması ilerleyen bölümlerde yer alıyor.
| Sık Yapılan Hata | Öğrencide Yarattığı Etki | Yerine Konabilecek Davranış |
|---|---|---|
| Sürekli notlara odaklanmak | Başarısızlık korkusu, risk almaktan kaçınma | Çabayı ve gelişimi de görünür kılmak |
| Çocuğun yerine sorumluluk almak | Öğrenilmiş bağımlılık, plan yapamama | Yol göstermek, görevi devretmemek |
| Başkalarıyla kıyaslamak | Öz güven kaybı, rekabet kaygısı | Kendi geçmiş performansıyla karşılaştırmak |
| Gerçekçi olmayan hedefler | Kronik kaygı, erteleme | Kademeli ve ölçülebilir hedefler koymak |
| Hatayı başarısızlık saymak | Yanlışı gizleme, deneme sonuçlarını saklama | Hatayı veri olarak ele almak |
| Aşırı kontrolcü davranmak | İçsel motivasyonun zayıflaması | Sınırları birlikte belirlemek |
| Uygun ortam sağlamamak | Odaklanma güçlüğü, uzayan çalışma süresi | Sabit, sade ve sessiz bir alan kurmak |
| Yalnızca akademiyi önemsemek | Tükenmişlik, kimlik daralması | Sosyal, sanatsal ve sportif alana yer açmak |
| Eleştiriyi iletişime tercih etmek | Yetersizlik hissi, iletişimin kesilmesi | Önce dinlemek, sonra yorumlamak |
| Okulla iş birliği kurmamak | Sorunların geç fark edilmesi | Düzenli ve sorun odaklı olmayan iletişim |
1. Sürekli Notlara Odaklanmak
Birçok aile için başarının tek ölçütü karnedeki rakamdır. Oysa öğrencinin gösterdiği çaba, geliştirdiği beceriler ve kurduğu çalışma düzeni de en az sonuç kadar belirleyicidir. Notların sürekli konuşulduğu bir ortamda öğrenciler başarısızlık korkusu yaşayabilir ve zorlayıcı konulardan bilinçli olarak uzaklaşabilir.
Bu tablonun en sinsi yan etkisi, çocuğun kolay olanı seçmeye başlamasıdır. Yüksek not garantisi olan konulara yönelirken, gerçekten öğrenmesi gereken alanlara hiç dokunmayabilir.
Bunun yerine ne yapılabilir?
Sonuçla birlikte süreci de konuşun. “Kaç aldın” sorusunun yanına “bu hafta hangi konuda zorlandın” sorusunu ekleyin. Ayrıca çabayı fark ettiğinizi somut cümlelerle belirtin: “Bu konuya üç gün üst üste çalıştığını gördüm” ifadesi, genel bir “aferin” ifadesinden çok daha güçlüdür.
Bu konuda daha ayrıntılı bir yaklaşım için çocuklarda ders çalışma motivasyonunu artırma yöntemleri yazımızı inceleyebilirsiniz.
2. Çocuğun Yerine Sorumluluk Almak
Ödevleri takip etmek, eksik defterleri tamamlamak veya proje ödevini fiilen hazırlamak velilerin sıkça yaptığı davranışlar arasındadır. Kısa vadede bu yaklaşım işleri kolaylaştırır. Uzun vadede ise öğrencinin sorumluluk alma becerisini geliştirmesini engeller.
Çocuk, unuttuğu her şeyin arkasından toplanacağını öğrendiğinde takip etme ihtiyacı hissetmez. Bu durum ortaokulda yönetilebilir görünse de lise yıllarında ciddi bir plansızlık olarak geri döner.
Bunun yerine ne yapılabilir?
Yol gösterici olun ancak görevi üstlenmeyin. Kendi haftalık planını yapmasına ve unuttuğunda sonucunu deneyimlemesine izin verin. Küçük sorumlulukları kademeli olarak devrederek başlayabilirsiniz. Çocuklara sorumluluk bilinci kazandırma ve derse hazırlıklı gitme konularındaki rehberlerimiz bu geçişi kolaylaştırır.

3. Başkalarıyla Kıyaslamak
“Arkadaşın senden yüksek almış” veya “kuzenin daha düzenli çalışıyor” gibi ifadeler kısa vadede motive edici görünebilir. Ancak bu cümleler çoğu zaman amaçlananın tam tersini üretir. Öğrenci, kendi gelişimini değil başkasının konumunu ölçüt almaya başlar.
Kıyaslamanın bir başka riski de kardeşler arasında yaşanmasıdır. Aile içi kıyaslama, akademik motivasyondan çok daha kalıcı bir ilişki hasarı bırakabilir.
Bunun yerine ne yapılabilir?
Çocuğunuzu başkalarıyla değil, kendi geçmiş performansıyla karşılaştırın. “Geçen ay bu konudan 4 net yapıyordun, şimdi 7 net yapıyorsun” cümlesi ölçülebilir ve motive edicidir. Bu yaklaşım öz güven gelişimi açısından da koruyucudur.
4. Gerçekçi Olmayan Beklentiler Belirlemek
Her öğrencinin ilgi alanı, öğrenme biçimi ve akademik hızı farklıdır. Ulaşılması güç hedefler belirlemek öğrencide yoğun baskı ve kaygı oluşturabilir. Üstelik ulaşılamayan her hedef, bir sonraki hedefin inandırıcılığını da azaltır.
Beklentinin gerçekçi olup olmadığını anlamanın basit bir yolu vardır: Çocuk hedefi duyduğunda heyecanlanıyor mu, yoksa susuyor mu? Sessizlik çoğu zaman “bunu yapamam” anlamına gelir.
Bunun yerine ne yapılabilir?
Büyük hedefi haftalık, ölçülebilir parçalara bölün. Çocuğunuzun güçlü yönlerini ve nasıl öğrendiğini dikkate alın. Öğrenme stilleri rehberimiz bu noktada yol gösterici olabilir. Beklentiler gerçekçi olduğunda sınav kaygısı da belirgin biçimde azalır.
Çocuğunuza doğru biçimde destek olmak ister misiniz?
Türkiye Derste uzman eğitmenleri, öğrencinin seviyesine ve öğrenme biçimine uygun bir çalışma planı kurar. Böylece siz takip eden değil, eşlik eden veli olursunuz.
5. Hataları Başarısızlık Olarak Görmek
Yanlış çözülen sorular veya düşük deneme sonuçları bazen bir başarısızlık göstergesi olarak değerlendirilir. Oysa hata, öğrenme sürecinin doğal ve gerekli bir parçasıdır. Hangi soruyu neden yanlış yaptığını bilen öğrenci, doğru yapanlardan daha hızlı ilerler.
Hatanın cezalandırıldığı ortamlarda öğrenciler yanlışlarını gizlemeye başlar. Deneme sonuçlarını göstermemek, kitap sayfalarını atlamak veya “anladım” demek bu davranışın tipik örnekleridir.
Bunun yerine ne yapılabilir?
Hatanın nedenini birlikte inceleyin. Bilgi eksiği mi, dikkat hatası mı, yoksa zaman yönetimi sorunu mu? Bu ayrımı yapmayı öğrenen öğrenci kendi gelişimini yönetmeye başlar. Deneme analizi nasıl yapılır ve çocuk hata yaptığında ne yapmalı yazılarımız bu konuda pratik bir çerçeve sunar.
6. Aşırı Kontrolcü Davranmak
Çalışma saatlerini, çözülen soru sayısını ve odadaki her hareketi sürekli denetlemek öğrencinin özerklik duygusunu zedeler. Motivasyon araştırmalarında özerklik, yetkinlik ve ilişkisellik ile birlikte içsel motivasyonun üç temel ihtiyacından biri olarak tanımlanır. Özerklik ortadan kalktığında çalışma isteği de düşer.
Kontrolün bir başka yan etkisi, çalışmanın “gösterilmesi gereken bir performansa” dönüşmesidir. Öğrenci masada oturur ancak zihni derste değildir.
Bunun yerine ne yapılabilir?
Sınırları tek taraflı koymak yerine birlikte belirleyin. Örneğin çalışma saatini siz seçmek yerine iki seçenek sunup tercihi ona bırakabilirsiniz. Süre yerine hedefi konuşmak da işe yarar; bu ayrımı ders çalışma süresi mi verim mi yazımızda ayrıntılı ele aldık.
7. Uygun Çalışma Ortamı Sağlamamak
Dikkat dağıtıcıların yoğun olduğu bir ortamda verimli çalışmak oldukça güçtür. Açık televizyon, sürekli bildirim gönderen telefon veya evin geçiş güzergahında kurulmuş bir masa, öğrencinin odaklanma süresini ciddi biçimde kısaltır.
Burada asıl mesele mekanın büyüklüğü değil, sürekliliğidir. Her gün aynı yerde çalışmak beyin için güçlü bir hazırlık sinyali oluşturur.
Bunun yerine ne yapılabilir?
Sessiz, düzenli ve sabit bir çalışma alanı oluşturun. Masada yalnızca o an çalışılan derse ait materyal bulunsun. Telefon çalışma bloğu boyunca farklı bir odada kalabilir. Ders çalışırken odaklanma sorunu, çocuklarda dikkat süresi ve ekran süresi yönetimi yazılarımız bu düzeni kurmanıza yardımcı olur.

8. Sadece Akademik Başarıyı Önemsemek
Çocukların gelişimi yalnızca akademik başarıyla sınırlı değildir. Sosyal ilişkiler, duygusal gelişim, sanat, spor ve hobiler de sağlıklı gelişimin taşıyıcı unsurlarıdır. Bunlar ders dışı etkinlikler değil, dersi mümkün kılan zemindir.
Duygusal iyi oluş ile akademik başarı arasındaki ilişki tek yönlü değildir. Kendini iyi hisseden öğrenci daha verimli çalışır, verimli çalışan öğrenci ise kendini daha yeterli hisseder.
Bunun yerine ne yapılabilir?
Çocuğunuzun ilgi alanlarını ders programının rakibi olarak görmeyin. Haftalık planda uyku, spor ve serbest zamana açıkça yer ayırın. Duygusal iyi oluş ve akademik başarı ile psikolojik sağlık ve eğitim başarısı yazılarımız bu dengeyi kurmak için iyi bir başlangıç noktasıdır.
9. İletişim Yerine Eleştiriyi Tercih Etmek
Sürekli eleştirilen öğrenciler zamanla kendilerini yetersiz hissetmeye başlar. Bu his, öğrenmeye karşı isteksizliğe ve zamanla iletişimin tamamen kesilmesine yol açabilir. Özellikle ergenlik döneminde kapanan iletişim kanallarını yeniden açmak oldukça zordur.
Eleştirinin kendisi değil, oranı sorun yaratır. Günün büyük bölümü derslerle ilgili uyarılardan oluşuyorsa, çocuk için ebeveyn giderek bir denetim mekanizmasına dönüşür.
Bunun yerine ne yapılabilir?
Yargılayıcı ifadeler yerine gözleme dayalı bir dil kurun. “Yine çalışmamışsın” yerine “bugün planındaki iki konudan birini bitirmişsin, diğerinde ne oldu” demek kapıyı açık tutar. Aile içi etkili iletişim, öfke yönetimi ve ergenlik süreciyle başa çıkma yazılarımız bu dili kurmanıza destek olur.
10. Okul ve Öğretmenlerle İş Birliği Kurmamak
Öğrencinin gelişimini destekleyen en güçlü unsurlardan biri okul ve aile arasındaki düzenli iletişimdir. Öğretmenle yalnızca sorun çıktığında görüşülmesi, ihtiyaçların geç fark edilmesine neden olur. Oysa erken fark edilen bir eksik, çoğu zaman birkaç hafta içinde kapatılabilir.
Epstein’in okul, aile ve toplum ortaklığı çerçevesi, bu üç halkanın birbirini tamamladığında öğrenci başarısının belirgin biçimde desteklendiğini ortaya koyar. Ayrıca okuldaki rehberlik servisi, velilerin en az kullandığı ancak en erişilebilir kaynaklardan biridir.
Bunun yerine ne yapılabilir?
Öğretmenlerle dönem başında tanışın ve iletişimi yalnızca not dönemlerine sıkıştırmayın. Geri bildirimleri savunmaya geçmeden dinleyin. Gerektiğinde okul rehberlik servisinden randevu almaktan çekinmeyin.
Dört Veli Tutumu ve Akademik Yansımaları
Ebeveyn tutumları üzerine yapılan klasik sınıflandırma, ilgi ve denetim boyutlarının farklı bileşimlerinden dört temel tutum tanımlar. Aşağıdaki tablo bu tutumların akademik alandaki tipik yansımalarını özetliyor.
| Tutum | Temel Özellik | Akademik Yansıması |
|---|---|---|
| Demokratik | Yüksek ilgi, açık ve tutarlı sınırlar | Öz düzenleme becerisi güçlü, kalıcı motivasyon |
| Otoriter | Yüksek denetim, düşük esneklik | Kısa vadede uyum, uzun vadede kaygı ve dışsal bağımlılık |
| İzin verici | Yüksek ilgi, belirsiz sınırlar | Plansızlık, erteleme eğilimi |
| İlgisiz | Düşük ilgi, düşük denetim | Okula bağlılığın zayıflaması |
Hiçbir aile tek bir kategoriye tam olarak oturmaz. Önemli olan, yorgun veya stresli günlerde hangi tutuma kaydığınızı fark edebilmektir. Çocuk gelişiminde sevginin rolü yazımız bu dengenin duygusal tarafını ele alıyor.
Yaş Gruplarına Göre Destek Nasıl Değişmeli?
Aynı destek biçimi her yaşta işe yaramaz. İlkokulda faydalı olan yakın takip, lisede bağımsızlık ihtiyacıyla çatışabilir. Aşağıdaki tablo kademelere göre önerilen yaklaşımı özetler.
| Kademe | Velinin Rolü | Kaçınılması Gereken |
|---|---|---|
| İlkokul (1-4) | Rutini kurmak, birlikte oturmak, alışkanlık oluşturmak | Ödevi çocuğun yerine yapmak |
| Ortaokul (5-8) | Planı birlikte kurmak, uygulamayı ona bırakmak | Sürekli soru sayısı denetimi |
| Lise (9-12) | Danışman konumunda kalmak, hedefi konuşmak | Karar alma sürecini devralmak |
Kademe değiştikçe velinin görünürlüğü azalır, ancak varlığı azalmaz. Bu geçişi yönetmekte zorlanan aileler için eğitim koçluğu ve küçük gruplarla çalışma modeli pratik bir ara çözüm sunabilir.

Aynı Niyet, Farklı Cümle: Pratik Dönüşüm Tablosu
Çoğu veli hatası kötü niyetten değil, alışkanlık haline gelmiş cümlelerden doğar. Aşağıdaki dönüşümler aynı niyeti koruyarak etkiyi tamamen değiştirir.
| Sık Kurulan Cümle | Alternatifi |
|---|---|
| “Yine mi bu kadar düşük aldın?” | “Hangi bölümde zorlandın, birlikte bakalım mı?” |
| “Arkadaşın nasıl yapıyor peki?” | “Geçen aya göre nerede ilerlemişsin?” |
| “Kalk hemen ders çalış.” | “Bugünkü planını ne zaman başlatmak istersin?” |
| “Sen zaten hiç çalışmıyorsun.” | “Bu hafta planın iki gün aksadı, sebebi ne olabilir?” |
| “Bu kadar basit soruyu nasıl yaparsın?” | “Burada hangi adımda takıldığını gösterir misin?” |
Dört Haftalık Değişim Planı
Tüm alışkanlıkları aynı anda değiştirmeye çalışmak genellikle başarısız olur. Aşağıdaki kademeli plan, değişimi sürdürülebilir kılar.
| Hafta | Odak | Uygulama |
|---|---|---|
| 1. Hafta | Gözlem | Hiçbir şeyi değiştirmeden, ders konusunu günde kaç kez açtığınızı not edin |
| 2. Hafta | Dil | Dönüşüm tablosundan iki cümleyi düzenli olarak kullanmaya başlayın |
| 3. Hafta | Sorumluluk | Bir görevi tamamen çocuğunuza devredin ve sonucuna karışmayın |
| 4. Hafta | Denge | Haftalık plana ders dışı en az iki etkinlik ekleyin |
Dördüncü haftanın sonunda çocuğunuzla kısa bir değerlendirme sohbeti yapın. Neyin işe yaradığını en iyi o bilir. Bu düzeni kurarken ders çalışma alışkanlığı kazandırmanın altın kuralları yazımızdan da yararlanabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Eğitimde veli hataları çocuğun akademik başarısını gerçekten etkiler mi?
Evet. Aile katılımının biçimi, öğrencinin öğrenmeye yüklediği anlamı doğrudan şekillendirir. Destekleyici ve tutarlı bir tutum öz düzenleme becerisini güçlendirirken; baskıcı veya tamamen ilgisiz tutumlar motivasyonu düşürebilir. Etki tek bir davranıştan değil, tekrarlanan günlük alışkanlıklardan doğar.
Çocuğuma hiç karışmazsam sorumluluk almayı öğrenir mi?
Karışmamak ile alan tanımak farklı şeylerdir. Tamamen geri çekilmek, özellikle ilkokul çağında çocuğun rutin kurmasını zorlaştırır. Doğru yaklaşım, çerçeveyi birlikte belirleyip uygulamayı ona bırakmaktır. Kademe yükseldikçe velinin müdahalesi azalır, danışmanlık rolü artar.
Ödev yaparken çocuğumun yanında oturmalı mıyım?
İlkokulun ilk yıllarında yanında olmak alışkanlık kurma açısından yararlıdır. Ancak amaç, giderek daha az yanında olmaktır. Yanınızda oturduğunuz sürede soruyu çözmek yerine, çözüm yolunu sormanız daha etkilidir. Ortaokuldan itibaren aynı odada bulunmak, masasında bulunmaktan daha sağlıklıdır.
Çocuğum düşük not aldığında ilk ne söylemeliyim?
İlk cümlenizin bir soru olması en güvenli yaklaşımdır. “Sen ne düşünüyorsun bu sonuç hakkında” gibi bir açılış, çocuğun savunmaya geçmesini engeller. Değerlendirmeyi hemen o an değil, birkaç saat sonra sakinleşmiş bir ortamda yapmak da işe yarar.
Kardeşler arasında kıyaslamadan nasıl kaçınabilirim?
Kıyaslama çoğu zaman övgü sırasında oluşur. Bir çocuğu överken diğerinin adını anmamak temel kuraldır. Her çocuğun gelişimini kendi geçmişiyle karşılaştırın ve başarıları ayrı ayrı, farklı zamanlarda konuşun.
Bu hataları uzun süredir yapıyorum, geri dönüşü var mı?
Vardır. Ebeveyn tutumları sabit değil, öğrenilebilir davranışlardır. Değişimin fark edilmesi genellikle birkaç hafta alır. Süreci açıkça konuşmak da faydalıdır; “bundan sonra notlarını değil çalışma planını konuşmak istiyorum” gibi bir cümle güven inşa eder.
Ne zaman profesyonel destek almalıyım?
Okul reddi, uzun süren isteksizlik, uyku ve iştah değişiklikleri veya belirgin kaygı belirtileri varsa okul rehberlik servisiyle görüşmek ilk adımdır. Yalnızca akademik planlama sorunu varsa eğitim koçluğu veya birebir ders desteği yeterli olabilir.
Doğru destek, doğru planla başlar
Türkiye Derste olarak öğrencinin seviyesini belirliyor, ailenin de rahatlayacağı gerçekçi bir çalışma programı kuruyoruz. Online eğitim sistemimiz hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Sonuç
Veliler çocuklarının akademik başarısını desteklemek isterken zaman zaman farkında olmadan süreci zorlaştıran davranışlar sergileyebilir. Oysa akademik başarı yalnızca yüksek notlardan değil; düzenli çalışma alışkanlığı, öz disiplin, problem çözme becerisi ve öğrenmeye karşı geliştirilen olumlu tutumdan oluşur.
Her çocuk kendi öğrenme yolculuğunda farklı bir hız ve yöntemle ilerler. Bu yazıda ele aldığımız eğitimde veli hataları, bir suçlama listesi değil bir farkındalık haritasıdır. Tek bir maddeyi bile değiştirmek, evdeki genel havayı belirgin biçimde iyileştirebilir.
Unutulmamalıdır ki çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey mükemmeliyet beklentisi değil; onları anlayan ve gelişim süreçlerinde yanlarında duran yetişkinlerdir.
Kaynaklar ve Yöntem
Bu rehber, aile katılımı ve ebeveyn tutumları alanındaki yerleşik akademik çerçeveler ile Türkiye’deki resmi rehberlik kaynakları temel alınarak hazırlanmıştır.
- MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü
- Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği
- Epstein, J. L. (2018). School, Family, and Community Partnerships
- Hoover-Dempsey, K. V. ve Sandler, H. M. (2005). The Social Context of Parental Involvement
- Baumrind, D. Ebeveyn tutumları sınıflandırması
- Deci, E. L. ve Ryan, R. M. Öz Belirleme Kuramı
Bu yazı, velilere akademik destek sürecinde yol göstermek amacıyla hazırlanmıştır ve bireysel psikolojik danışmanlık hizmetinin yerine geçmez. Çocuğunuzla ilgili süreklilik gösteren bir kaygı durumunda okul rehberlik servisine veya bir uzmana başvurmanız önerilir.
