Gözlerimden akan matem, bulutların emeline karıştığında anladım hasretin değerini. Bana en büyük acıyı yaşatan adamın ellerindeydi kalbim.
Her gülüşünde kendimi mezara gömdüğüm, her öpüşünde sevgi hissettiğim adamın… Şimdi ise sağanağın altında, yanaklarım soğuktan kızarmış, ellerimin arasında kalan harabe kalbim hüzne boyanmış öylece oturuyorum.
Belki de geleceği görebilsem, celladımın yanı başımda olduğunu bilsem aşkımdan ölmezdim. Bana güvenin bir kumar olduğunu, kendimi ateşlerin içerisinde bulacağımı söylediğinde onu dinleseydim bunlar yaşanmazdı, değil mi?

Şimdi her şeyi denizin en derinlerine, abise atacağım. Attığım değerli şişe gelecekte dalgalarla kıyıya vurduğunda ise aynaya bakacağım. Ölü bir tebessüm olacak dudaklarımda. Sulanmamış hisler, unutulmuş anılar, özenle büyütülmüş bir nefreti benimseyecek benliğim.
Geleceğimde olur da karşıma geçersen eğer sadece izle beni… Bir tiyatro sahnesinde hüzne açılan perdelerin ardında olacağım. Yeniden canlandıracağım beni yavaşça yok ettiğin anları… Ben çok ağladım ama sen, giderken ardında ki enkaza gülümsemeyi unutma.

Selma Kiğa
Türkiye Derste Öğrencisi